headerLogo2b-18pt-myriadpro

İsa'nın Lazar'ı Ölümden Diriltmesi - 2. Bölüm

 

OLAY: İsa Lazar’ın mezarına yaklaştı.

AYETLER: “Ama içlerinden bazıları, "Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar'ın ölümünü de önleyemez miydi?" dediler. İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu.İsa,"Taşı çekin!" dedi. Ölenin kızkardeşi Marta, "Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu" dedi. İsa ona, "Ben sana, 'İman edersen Tanrı'nın yüceliğini göreceksin' demedim mi?" dedi. Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: "Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum. Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim." Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, "Lazar, dışarı çık!" diye bağırdı. Ölü, elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü peşkirle sarılmış olarak dışarı çıktı. İsa oradakilere, "Onu çözün, bırakın gitsin" dedi. O zaman, Meryem'e gelen ve İsa'nın yaptıklarını gören Yahudiler'in birçoğu İsa'ya iman etti.”  (Yuhanna 11:37-45, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU: Keder

NEDENİ: İsa Lazar’ı neden iyileştirmediği ve ölümüne engel olmadığı konusunda soruları yanıtladı.

EYLEMİ: Lazar’ı ölümden diriltti.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU: 

01 image5521 crowd 45Kalabalığı, Lazar’ın gömülü olduğu mezara doğru izlerken, bazı kişiler İsa’nın arkasından konuşmaya başlıyorlar. Söylenenler. Kötümserler. İsa Lazar’ın ölümüne engel olabilseydi olurdu diyorlar. Arkadaşını iyileştirmediğine göre, büyük olasılıkla iyileştiremedi. Aynı kuşkucu grup İsa’nın çarmıha gerildiği gün Yeruşalim’e 3 km’lik yürüyüşü sırasında O’nu izlemiş ve aynı şeyleri söylemiş olabilir. Çarmıha gerilmesiyle ilgili anlatılanları okuduğunuzda, kalabalıktan aynı sözlerin geldiğini duyarsınız.

“İsa'yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi. Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa'ya sövüyor, "Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı'nın Oğlu'ysan çarmıhtan in!" diyorlardı.
Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O'nunla alay ederek, "Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor" diyorlardı."İsrail'in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O'na iman edelim. Tanrı'ya güveniyordu; Tanrı O'nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, 'Ben Tanrı'nın Oğlu'yum' demişti." İsa'yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O'na aynı şekilde hakaret ettiler.” (Matta 27:38-44, İncil)

İsa’nın kendisini çarmıha germelerine neden izin verdiğini nasıl da anlamamışlardı! Bu web sitesinde bulunan Sıkça Sorulan Sorular ve makaleleri okuyunca gerçekte neyin, ne için olduğu hakkında daha iyi bir fikir ediniyorsunuz, öyle değil mi? Artık kuşku duyanlar ve iman etmeyenler arasında değilsiniz. Lazar’ın mezarının olduğu yerde aralarında konuşanlar, gücünün sınırlı olduğu, büyük olasılıkla ilahi olmadığı konusunda aralarında fısıldaşıyorlardı. Çarmıha gerildikten üç gün sonra mezardan çıkışını görün ve bakın bakalım hala aynı şeyi söylüyorlar mı!!!

Birkaç dakika içinde İsa, Lazar’ı ölümden dirilterek fısıldaşmalarına son verecekti. Bu, Lazar’ı hastalığından iyileştirmekten daha büyük bir iş olacaktı, öyle değil mi? Yoksa öyle mi? İsa, Lazar’ın hastalığının yayılmasına ve sonuç olarak onu öldürmesine engel olsaydı, yine de doğa üzerinde yetkisi olduğunu göstermiş olurdu. Yaşam üzerinde egemenliğini hücre düzeyinde göstermesi gerekirdi. 02 image11098 salute dark sharpened 45Hücreleri, Lazar’ın beyninin, organlarının ve diğer yaşamsal sistemlerinin girift yerleriyle yeni bir uyumla çalışmaları için güçlendirmesi gerekirdi. Her iki eylem de ilahi olurdu fakat Lazar’ın canını dahi geri çağırıp bedeniyle birleştirebileceğini göstererek belki kendisini daha fazla yüceltmiş oldu. Emin değilim. İsa’dan kuşku duyduğum zamanların üzerinden çok yıllar geçti bu nedenle hangisi beni daha çok etkilerdi bilmiyorum.

Fakat şunu biliyorum; eğer İsa, Lazar’ı vücudunu ölüp tükenmeden önce tam olarak sağlığına kavuştursaydı, Lazar’ın vücudundaki her bir hücrenin Komutanlarına itaat etmesi gerekirdi! İsa’ya verdikleri yanıtı duyabilseydik ‘Evet, Komutanım!!!’ dediğini duyardık. Kaç tane mi? İnsan vücudunda kaç hücre var? Kaynaklarıma göre bunu kimse bilmiyor. Bazı bilimadamları ortalama bir insan vücudunun elli trilyon hücreden yapıldığını söylüyorlar. Bazıları on trilyon bazıları ise vücutlarımızın yüz trilyon hücreden daha fazla hücreden oluştuğuna inanıyorlar. Kimse tam olarak bilemiyor. Hepsini saymaya çalıştığınızı düşünebiliyor musunuz?   

Fakat anlaşılması gereken gerçek şu. Trilyonlarca hücrenin İsa’ya itaat ederek hareket ettiğini hayal edebiliyor musunuz? Bu kadar çok sayıda hücreden oluşan ordunun İsa’nın talimatını beklediğini düşündüğümde aklıma şu ayet geliyor:

“Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir.” (İbraniler 1:3, İncil)

Tanrı Oğlu olarak İsa’ya bundan daha fazla tanrılık atfedilemez. Her şeyi birarada tutar- sadece dünya ve üzerinde bulunan her şeyi değil, aynı zamanda uzak dünyaları ve evrenin ta kendisini! Eğer Tanrı olmasaydı bunu nasıl başarabilirdi? Bunu nasıl yapıyor- şu anda bile?  Söylediği sözlerle. “Çünkü O söyleyince, her şey var oldu; O buyurunca, her şey belirdi.” (Mezmur 33:9, Eski Antlaşma) 

İsa’nın mezarın önünde durduğunu görüyor musunuz? İncil’de okuduğunuza göre kim kazanıyor? İsa mı, ölüm mü? 


 

“İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu. İsa, "Taşı çekin!" dedi. Ölenin kızkardeşi Marta, "Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu" dedi. İsa ona, "Ben sana, 'İman edersen Tanrı'nın yüceliğini göreceksin' demedim mi?" dedi. Bunun üzerine taşı çektiler.” (Yuhanna 11: 38-41). İsa orada bulunan birkaç kişiden taşı çekmelerini istemeden önce ne yapıyor? 03 image6861 help hand dark 45İsa iki kızkardeşin ağıtlarından ve köydekilerin ağlayışlarından dolayı son derece kederli. Buna, kalabalığın kendisini yanlış anladığında hissettiği üzüntüyü eklemeyi unutmayın. “Ama içlerinden bazıları, "Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar'ın ölümünü de önleyemez miydi?" dediler." (Yuhanna 11: 37)

İsa, Meryem’le Marta’yı anlıyordu; acılarını hissedebiliyordu. İsa’nın sevgisinin bir yönü de empati kurabilmesidir. Peygamber Yeşaya, İsa hakkında şöyle peygamberlikte bulunuyor: “Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi.” (Yeşaya 53: 4, Eski Antlaşma). Bazıları Tanrı’yı, kişisel olmayan, arzularımızı bildirebileceğimiz bir istek makinası gibi görüyorlar, sanki düğmesine basıp istediğimizi alacağız. Başkaları ise Tanrı’nın kişisel fakat duygusuz olduğunu düşünüyor. Kutsal Kitap bunun tersini kanıtlıyor.

Niçin Ağladı?

Tanrı’nın duyguları olması düşüncesi size garip geliyor mu? Tanrı’nın değişmez olduğunu biliyoruz. Bu söz, Tanrı’nın özünde ve nitelikleri açısından değişmez olmasıyla ilgili; bir yerde teknik bir terim. Tanrı, tamamıyla kusursuz olduğu için iyi yönde ya da kötü yönde değişemez. “Ben RAB'bim, değişmem.” (Malaki 3:6, Eski Antlaşma). Fakat buradan Tanrı’nın değişmezliğinin, Tanrı’nın duyguları olması olasılığını ortadan kaldırdığı sonucunu çıkartabilir miyiz? Kesinlikle hayır! Tanrı değişmez olsa da, duygusuz değildir. Bu nedenle, İsa’yı arkadaşının mezarının dışında durup ağlarken görüyoruz. İsa, Lazar’ı ölümden dirilteceğini zaten biliyordu, bu nedenle yenik düştüğünü düşünerek ağlamıyordu. Arkadaşlarının acısı ve sıkıntıları nedeniyle ağladı. İsa’nın gözyaşları insan olduğu için değil, aynı zamanda ilahi olduğu içindi. Kişisel olmayan, mucize makinası orada durmuş buyruk veriyor değildi. Beden almış Tanrı’ydı.

04 image11107 thermometer 45Eğer Tanrı’nın duyguları olduğu gerçeğini kabul etmekte zorlanıyorsanız bence sorununuz şu: Duyguları düşündüğümüz zaman gün içinde ne kadar duygularımızı gösterdiğimizi düşünüyoruz. Bu duyguların birçoğu hoş değil. Aslında insan birçoğu nedeniyle mahcup oluyor. Düşünmeden, duygularımıza göre davranıyoruz ve ancak sonra yaptığımızın farkına varıyoruz. Termometre gibiyiz. Hava durumuna göre yukarı ya da aşağı hareket ediyoruz. Sürekli değişen durumlara tepki gösteriyoruz ve buna ‘duygusal’ olmak diyoruz. Tanrı, bir anlamda, hissetmeyen biri olmadığı için duygu sahibidir. Fakat değişmezlik niteliği nedeniyle bizim çoğu kez yaptığımız gibi ‘duygularıyla’ hareket etmez.  

İşte size bir örnek: Kutsal Kitap Tanrı’nın sevgi olduğunu söylüyor. Bir ara Tanrı’nın Sevgisi Hakkında Daha Fazla Öğrenmek adlı yazı dizisini okumanızı isterim. Bu yazılarda Tanrı’nın sevgisinin koşulsuz olduğunu öğreneceksiniz. Tanrı hakkında yapmaya çalıştığım ayrım şu: Bizim sevgimiz tutkuyla havalanır fakat karşılık görmediğinde nefrete dönüşür. Bu tür hikayeleri mutlaka okumuşsunuzdur. Evlilik teklifi reddedilen adam, görüştüğü kızı öldürür. Tanrı’nın sevgisi bizim sevgimizden farklıdır. Tanrı’nın sevgisi bizim his veya duygularmıza bağlı değildir. Tanrı bizi, sevimli olduğumuz için, kendisini iyi hissetmemizi sağladığı için ve geçen yüz altmış dört gündür aralıksız sabah namazını kıldığımız için sevmiyor. Tanrı bizi, kendisi sevgi olduğu için seviyor. Sevgi, O’nun doğası ve özünün bir parçasıdır. Bu nedenle, Tanrı’nın sevgisi söz konusu olduğunda ‘duygusal iniş çıkışlar’ diye bir şey yoktur. 

Hiçbirimizin bunu anlaması kolay değil. Gerçek şu ki, hiçbir zaman da anlamayacağız. Yapabilceğimiz tek şey Tanrı’nın İncil’de kendisiyle ilgili açıkladıklarına inanmayı seçmektir. Bu sadece yapabileceğimiz bir şey değil, aynı zamanda yapmamız gereken şeydir. Peki ya Müslüman okurlarımız? Tanrı’ya özgü sevgiyi anlamak onlar için daha mı kolaydır, yoksa daha mı zordur? Aslında çok daha zordur çünkü Kuran’da herhangi bir yerde Allah’ın, önce Allah’ı sevmeyen birini sevdiği yazılı değildir. Yani, bir kimse için Allah’ın duyduğu sevgi, o kimsenin Allah’a yakınlaşmak için temel niyetini oluşturmaz. Oysa, İsa’ya gerçekten iman eden kişilerin İsa’ya itaat etmeleri ve Tanrı’ya hizmet etmeleri Tanrı’nın kendilerine karşı sevgisine verdikleri karşılıktır. Yaptıklarımızla Tanrı’nın memnuniyetini kazanacağımızı umut ederek kendimizi Tanrı’ya veriyor değiliz. Aksine, “Bizse seviyoruz, çünkü önce O bizi sevdi.”  (1.Yuhanna 4:19, İncil)

Tanrı için ne kadar büyük bir anlam taşıyorsunuz?

05 image7758 love grain grains of sand 45Hikayemize dönmeden önce, durup Tanrı’nın size olan sevgisini düşünmenizi isterim. Tanrı için ne kadar büyük bir anlam taşıyorsunuz? Büyük olasılıkla farkında olduğunuzdan çok daha fazla! Tanrı sizi düşünerek ne kadar zaman geçiriyor? Kutsal Kitap’ta bu pek çok kez ifade ediliyor. İşte onların ikisi:  

1)  “Hakkımdaki düşüncelerin ne değerli, ey Tanrı, sayıları ne çok! Kum tanelerinden fazladır saymaya kalksam.” (Mezmur 139:17-18, Eski Antlaşma). Bu ayetler bizim düşüncelerimizi meşgul eden, pak olmayan bencil düşünceler üzerinde durmuyor. Bu ayetler Tanrı’nın bize olan sevgisinden söz ediyor. Zamanda Tanrı’nın sizi sevmediği veya sizin için iyi düşünmediği bir an bile olmadığını biliyor muydunuz? “Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum” diyor RAB. “Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar.” (Yeremya 29:11, Eski Antlaşma) 

Kumsaldayken kumu kazıp derinlerden bir avuç kum çıkardığınız oldu mu hiç? Deniz kıyısında yaşayanlar ya da tatile gidenler bunu yapmıştır. Kuma yakından bakmak büyüleyicidir. Fakat, kaçımızın avucumuzdaki kum taneciklerinin sayısını saymak şöyle dursun, tahmin etmeye zamanımız oldu? Tanrı, size karşı sevgi dolu düşüncelerinin çok olduğunu bilmenizi istiyor. Eğer Tanrı size bunu söylememiş olsaydı, Tanrı’nın sizi bu kadar sevdiğini hayal edemezdiniz. Ama söyledi. İncil’de. Sadece İncil’de. 


 

06 image11109 cross hand crucifixion 452)  “Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.” (1.Yuhanna 4:10, İncil). Biri İncil’in ilahi esin ile yazılmış sayfalarını açıp okumadığı sürece sevgi hakkında mutlaka kusurlu bir anlayışa sahip olacaktır. Peki ama neden? İsa şöyle dedi, “Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” (Yuhanna 15:13, İncil). Dinsel inançlarınız ne olursa olsun bunun doğru olduğunu bilirsiniz. En büyük sevgi, insanın kendi hayatını başka biri için vermesidir. Bu da, insanın yaşamını başka biri için vermesinin, o kişiye yiyecek sağlamak, iş bulmak, ona karşı iyi, dürüst, yardımsever ve benzeri şekilde davranmak anlamına gelir. Ölüm noktasına kadar insanın kendisini feda etmesi en büyük sevgi eylemidir.

Yatak odamda, babamın dünya savaşlarından birinde bombardıman uçağı pilotu olarak ödüllendirildiği madalya ve kurdelelerle dolu bir kutu var. Uçağı düştü ve babam çarpışma anında öldü. Kutuyu verip yerine hiç tanıma fırsatı bulamadığım babamı tanıma fırsatına sahip olmayı ne kadar isterdim! Çocukken bunun bana ne kadar büyük bir haksızlık olduğunu düşünürdüm. Kutuyu istemedim; babamı istedim. Fakat yüreğimde bu adamın kendisini bu şekilde feda edebilmesi için sevgisinin çok derin olması gerektiğini biliyordum. Resimleri var bende. Annem ve başka akrabalarım onunla ilgili hikayeler anlattılar fakat cennetin bu tarafında onun hakkında bildiklerim bunlarla sınırlı kalacak.  

Ölümü düşünerek mezara geri dönebiliriz.

Bu anlatımda nerdeyiz? Kimse İsa’nın Lazar’ı ölümden diriltebileceği konusunda eminmiş gibi görünmüyor. 07 image11110 jesus lazarus tomb 45İsa, kayanın kaldırılması için buyruk veriyor. “Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu. İsa, "Taşı çekin!" dedi.” İnsan eliyle yapılabilecek olanı İsa buyuruyor, fakat insanın yetisini aşanı yapma işini kendisine saklıyor. Tuhaf bir şekilde, Marta araya girip gerçekleşmek üzere olanlara itiraz ediyor. Sanki artık Lazar’a iyilik etmek için çok geç diyor. Artık cesedinin çürümeye başladığını ve çürümüş cesede yeniden can vermenin olanaksız olduğunu düşünüyor. Kendisini çaresiz hissediyor. Durum ümitsiz görünüyor. Bu sadece bazı insanlar için geçerli. İnsan ancak yaşamında İsa olmadığı takdirde çaresiz ve ümitsizdir.

Biz de Marta’yla beraber yastayız, değil mi? En azından ben kederliyim. İsa’ya ve dolaylı olarak kalabalığa ifade ettiklerinden dolayı müteşekkiriz. Yaptığı yorum gerçekleşmek üzere olan mucizeyi çok daha iyi bir şekilde açıklıyor. Lazar’ın artık diriltilemeyecek durumda olduğu düşüncesi, bunu gerçekleştirene daha da fazla onur katıyor. Bana göre İsa’nın Marta’ya imanının zayıf olmasından ötürü hafif azarı, Kurtarıcımız’ın sağlam karakterinin kanıtıdır. İsa’nın Marta’ya yanıtında gözden kaçırdığımız şey sesinin tonudur. İsa’nın söylediğini okuyabiliriz. “Ben sana, 'İman edersen Tanrı'nın yüceliğini göreceksin' demedim mi?” Peki ama bunu nasıl söyledi? İsa’yı tanıyanlar nasıl yanıt verdiğini bilirler fakat ipucu burada. İsa’nın size kendisi hakkında söylediklerine kulak verin:

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.” (Matta 11:28-29, İncil)

İman konusunda zorlanıyordu.

Marta ne diyordu? İsa’nın yanıtından, Marta’nın sözleri imansızlık ve güvensizlik gibi görünüyor. Mezarın önünden kayanın kaldırılmasına, erkek kardeşinin çürüyen bedeninin herkesin önünde gösterilmesine ve bir gösteriye dönüşmesine karşı çıktığı için karşı çıkmadı. Cesedin kokusunun çevredeki insanlar için ne kadar rahatsız edici olacağı konusunda da kaygılı değildir. Mezarın girişini kapatan kayadan daha büyük bir konuda zorlanıyordu. İman konusunda zorlanıyordu.

08 image4613 face 45Bazı insanlar imanlarını yanlış varsayımlar üzerine kuruyorlar. Örneğin, bazı insanların Tanrı’ya inançları, Tanrı’nın kendilerini kötü şeylerden koruyacağını düşünmelerinindan ibarettir. Kendilerini zararlı bir şeyin giremeyeceği bir sabun köpüğü içinde görürler. Kaçınılmaz kötü şeyler olduğunda ise imanları sarsılır. Köpük patlar ve Tanrı’nın bu korkunç şeyin olmasına nasıl izin verdiğini düşünürler. Kutsal Kitap’ta sözü edilen iman böyle bir iman değildir. 

Marta’nın köpüğü gerçekten de patlamıştı İsa da onu bunun için sert bir şekilde azarlayacak son kişiydi. Nitekim, ayetleri okuduğunuz zaman İsa’nın Marta’nın sözlerini doğrudan yanıtlamadığını görüyorsunuz. Ne yapacağı konusunda da belirgin bir vaatte bulunmadı. Bir zamanlar sahip olduğu imana tutunmasını hatırlatıyor ona. Marta, İsa’nın sana ne dediğini hatırla. Marta, güven İsa’nın sözünü kabul etmekle başlar.

Marta tatmin olup itirazını bir kenara bırakır bırakmaz mezar İsa’nın buyruğuna itaatle açıldı. Tanrı’nın her zaman her şeyi kendi yordamına göre yapması en iyisi, değil mi? Kutsal Yazılar bize şunu söylüyor, “RAB iyidir. Sığınaktır sıkıntı anında. Korur kendisine sığınanları.” (Nahum 1:7, Eski Antlaşma)

Büyük kaya mezarın önünden alındı. İnsanların yapabilecekleri bundan ibaretti. Lazar’a yaşamını ancak İsa geri verebilirdi. Kayanın çekildiği ve Lazar’a yaşamının geri verildiği anlar arasında İsa dua ediyor. Yaptığı her şeyde göksel Babası’yla sonsuz birliğini sürdürdü. Bu da farklı değildi.


 

09 image11111 trinity sharpened 45“Üçlü Birlik” Kutsal Kitap’ta bulunmayan bir terimdir fakat Kutsal Kitap’ta Tanrı hakkında açık olan bir şeyi anlatmak için kullanılır. Kutsal Kitap açıkça Baba Tanrı, Oğul  Tanrı [İsa Mesih] ve Kutsal Ruh Tanrı’dan söz eder. Kutsal Kitap aynı zamanda sadece tek bir Tanrı olduğu gerçeğini de net bir şekilde sunar. Üçlü Birlik terimine şöyle ulaşırız: Hem üç, hem bir. Söz konusu sonsuz Tanrı ve sonsuzluk olduğunda dünyasal fizik ve matematik kuralları uygulanamıyor. 1 + 1 + 1 = 1 sınıfta doğru bir yanıt olmayabilir ama Tanrı için mümkündür. Bu eşitliği şu şekilde düşünmek daha doğru olacaktır:

1 x 1 x 1 = 1

Bu, Kutsal Kitap’ın Tanrı hakkında açıkladıklarını ifade etmenin bir yoludur. Her bir Kişi aynı ilahi öze sahiptir. Üç öz değil, tek bir öz vardır. Bunun anlaşılmasının zor olduğu bellidir. Tanrı nasıl Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olabilir? Cennette, dünyadakinden farklı bir fizik düzeni olması mümkün müdür? Tanrı ne kadar da karmaşık bir varlık, öyle değil mi? Beden, can ve ruhtan oluşan kendi üçlü yapımızı anlamakta zorlanıyoruz, kaldı ki Tanrı gibi karmaşık bir varlığı nasıl anlayalım? Sonunda, Tanrı’ya kendisini tanımlaması için izin vermemiz en doğrusudur, değil mi? Ancak Tanrı kendisini tanımlayabilir.

Her durumda, üç tanrıya inanmadığımızdan emin olabilirsiniz. Lazar üç tanrıya inanmıyordu. Meryem ve Marta üç tanrıya inanmıyordu. Tanrı’nın birliği Hıristiyanlık’ın en temel öğretişlerinden biridir. Bu nedenle, Kutsal Kitap’ın öğretişlerini kabul ederseniz Tanrı’ya başka birini eş koşarak büyük bir günah işlediğinizi düşünmeyin. Tanrı’nın yanına bir tanrı daha koyarak iki tanrıya sonra da bir tane daha ekleyerek üç tanrıya inanmıyoruz!!! Kutsal Kitap bunu öğretmiyor ve biz de buna inanmıyoruz.

"...Tanrı ise birdir." (Galatyalılar 3: 20, İncıl)

İsa neden dua etti? Orada duran insanların yararı için, Baba’nın kendisini gönderdiğine inanmaları için dua ettiğini söyledi. İsa’nın dünyada gittiği her yerde Baba’yla ezeli ve ebedi birliği korundu ve gösterildi. Yuhanna’nın birinci bölümünde, cennetten dünyaya bu geçişinin farklı bir şekilde ifade edildiğini görüyoruz:

10 image11116 jesus word incarnate heaven 45“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük.” (Yuhanna 1:1-4,14, İncil)

İsa’nın Baba’nın eşsiz Oğlu olduğuna dikkat edin. Baba’yla ilişkisinin hiçbir anlamda ve hiçbir zaman fiziksel bir doğası olmamıştır. İsa’yı bu kadar benzersiz kılan nedir?

İsa’nın başlangıcı ve sonu yoktur. Zamandan bağımsızdır, değişmezdir. Bütün insanlar zaman içerisinde bir noktada var olur ancak İsa için aynı şeyi söyleyemeyiz. “İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.” (İbraniler 13:8, İncil). Başka bir deyişle, İsa Mesih Bakire Meryem’in bir bebek doğurmasından önce de vardı. Aslına bakarsanız, okuduğumuz üzer O evrenin yaratılışından önce de vardı. “Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı.”

Vaftizci Yahya İncil’de İsa için anlatılanları onaylamaktadır: “Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” Kendisi için, 'Benden sonra biri geliyor, O benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı' dediğim kişi işte budur.” (Yuhanna 1:29-30, İncil). Vaftizci Yahya İsa’nın kendisinden önce var olduğunu belirtirken, kimin daha önce doğduğundan bahsetmiyordu. İncil’in Luka bölümü Vaftizci Yahya’nın İsa’dan yaklaşık 6 ay önce doğduğunu kaydeder (Bkz Luka 1: 26-37). İnsan olarak Vaftizci Yahya İsa’dan 6 ay büyüktü. Ancak İsa ebedi Sözdü. Zaman içinde İsa’nın var olmaya başladığı bir an yoktur. “İsa onlara, "Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım" dedi. "Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.” (Yuhanna 8:23, İncil).

Gerçeğin tamamı bu değildir.

“Sizinle aynı fikirde değilim,” diyeceksiniz, “Vaftizci Yahya İsa’dan kişi olarak bahsediyor. “Çünkü O benden önce vardı' dediğim kişi işte budur.” İsa’ya ilahi bir varlık olarak seslenmiyor. O yüzden dediğim gibi, İsa sadece insandı.” İsa’nın insan olduğunu söylemek doğrudur ancak gerçeğin tamamı bu değildir. Bu muhteşem konuyu daha derin araştırmanız için İsa Tanrı Mı? başlıklı yazı dizisini okumanızı şiddetle öneririm. 11 image11115 eye gaze up look sharpened 45Kutsal Yazılar açıkça öğretir ki zamanda bir noktada Tanrı’nın ebedi sözü insanlığı giyindi. Neden? Bedeninin bizim günahlarımız uğruna kurban edilmesine izin vermek amacıyla: “Söz, insan olup aramızda yaşadı.” 

İsa’nın yaklaşmakta olduğunu görünce Vaftizci Yahya’nın ne dediğini hatırlıyor musunuz? Lazar’ın mezarına dönmeden önce bunu tekrarlamanın faydası var: “Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” İsa Mesih’in kanı bizim günahımızı örtmez, üstünü kapatmaz, gizlemez, günahımızın borcunu ertelemez, ya da günahımızı indirgemez. O’nun kanı günahımızı ortadan kaldırır, bir kerede ve sonsuzluk boyunca!

Lazar Hala Ölü… Ama Bu Durum Çok Sürmeyecek!

Üzücü olan, mezarın önündeki kalabalık alanda İsa’nın düşmanı olan kişiler vardı. O’nu izleyip Tanrı’ya küfreder şekilde İsa’nın gerçekleştirdiği mucizelerin İblis’le anlaşması sayesinde olduğunuı söylüyorlardı. Aksini kanıtlamak için İsa bir cine veya cinlerin başına değil, açıkça Baba’ya sesleniyor. Sonra yüksek sesle İsa Lazar’ı mezardan çağırdı!


Taşı çekin! Lazar çık dışarı!

12 image11117 out of the darkness sharpened 45Yüksek sele çağırdı, kısa ama güçlü bir çağrıydı. O elli trilyon hücrenin sıraya girişini ve Efendileri’nin çağrısına itaat etmelerini düşünün! Bu kadar mucizevi bir şeyi hayal edin! İsa’nın sizin adınızı çağırdığını hayal edin! İsa’nın kendisini size açıkladığını, sizi çeşitli tutsaklıklarınızdan ve karanlıktan kopmaya çağırdığını ve kendisine iman etmenizi istediğini hayal edin! Böyle bir şey benim başıma geldi, eminim sizin başınıza da gelebilir. Bir arkadaşımın verdiği İncil’i okuyordum. O zamana kadar sadece Kuran’ı okumuştum. Her gün işten eve gelip yatağımda uzanarak okumalarıma devam etmeyi iple çekiyordum.   

Fakat neyi önce inanılmaz buldum ve sonra inandım? O kadar inanılmaz ki, hala inanılmaz buluyorum. İnanılmaz ama gerçek. 

Tanrı, en büyük seçimi bize bıraktı.

Tanrı’nın sonsuz vatanımız konusunda seçimi bize bırakmış olmasını inanılmaz buluyorum. Bizi oraya davet etti. Bunu anlamak için İncil’i çok fazla okumanıza gerek yok. Ama bunun üzerine biraz düşünün; yaşamda seçebileceğimiz çok fazla şey yok. Havanın nasıl olacağını seçemeyiz. Ekonomiyi denetleyemeyiz. Büyük bir burunla ya da mavi gözlü ya da gür saçlarla doğmamızı sağlayamayız. İnsanların bize nasıl tepki göstereceğini bile seçemeyiz. Ama sonsuzluğu nerede geçirebileceğimizi seçebiliriz. Tanrı, en büyük seçimi bize bıraktı. En yaşamsal karar bize ait.

13 image8129 gift 45Tanrı’nın davetine nasıl karşılık vereceksiniz? O’nunla sonsuza dek yaşamanızı istemesine ne diyeceksiniz? 

Tanrı’nın davetine karşılık ben ne yaptım? Yaşamımın ilk yarısında hiçbir şey yapmadım. Bunun nedenlerinden biri bu konuda hiçbir şey bilmememdi. Kimse bana İncil’in Tanrı ve benim hakkımda neler söylediğini açıklamamıştı. Diğer neden ise, genel olarak kendimi iyi bir insan olarak görüyordum ve bir Kurtarıcı’ya ihtiyacım olduğunu düşünmüyordum. Sonra, kendim, günah ve Tanrı’nın iyilikle ilgili standartıyla ilgili yanlış görüşümden dolayı hayatımda var olan boşluğu maddi şeylere sahip olarak doldurmaya çalıştım. Maddi şeylerin sağladığı geçici zevkler için yaşamak ne kadar da trajik!

Bu gerçeğin bilincine vardığım anı ve o an hangi trafik ışıklarında beklediğimi hatırlıyorum. Orada, bizim oraların en tutulan, en hızlı spor arabalarından birinin direksiyonunda oturuyordum. Bunlardan her yıl belli bir sayıda üretiliyordu ve ben en yeni modeline sahiptim- hem de kırmızı! Bir grup lise öğrencisi kavşağa yaklaşıyordu ve yaklaşırken arabama baktılar. Göz göze geldik. Yüzlerindeki ifadeden şu okunuyordu, ‘Şu adama bakın. İşte gerçekten nasıl yaşaması gerektiğini bilen biri!’ Bu hayranlık dolu bakışlar yeni bir şey değildi. Arabamla nereye gitsem bu bakışlarla karşılaşıyordum ama bu kez durum farklıydı. Bu arabayı süren adamın yüreğinin boş olduğunu fark ettim. Gençlere baktım ve şöyle bağırmak istedim, ‘Çocuklar, hiç de göründüğü gibi değil. Bu araba hayatımdaki boşluğu doldurmadı. Dolduracağını sandım ama doldurmadı.” 

14 image2922 red traffic light 45Orada oturdum ve trafik ışıklarının yeşile dönmesini bekledim ve şöyle düşündüm, ‘Otuz yaşındasın. Neredeyse hayatının yarısı geçmiş ve hala yaşamın anlamını bilmiyorsun!” Beni güvenli bir şekilde cennete gidecek yolu sağlayacak kadar çok seven bir Tanrı olduğunu bilmeden yaşadım. Tanrı’nın günahın mahvettiği ilişkimizi yenileyip aramızı düzeltmek istediğini bilmeden yaşadım. İncil’in kapağını bile açmadan ve Tanrı’nın bol yaşam için tasarısı hakkında hiçbir şey bilmeden yaşadım.

Üniversiteden mezun olmuş ve Tanrı hakkında ciddi bir şekilde düşünmeden seçtiğim meslekte altı yıl çalışmıştım. Dinle ilgili okuduğum tek kitap Kuran’dı. Sonra işyerinde bir arkadaşım benimle ruhsal konulardan konuştu ve beni güldüren bir şey söyledi. Dedi ki, “İsa’ya ihtiyacın var.” Bana vermek istediği Kutsal Kitap’ı kabul etmem için bir süre geçmesi gerekti. Tam olarak üç ay. Önerisini kabul ettim ve Kutsal Kitap’ın ikinci yarısı olan İncil’i okudum. İncil’i başından sonuna kadar okumamı istedi. Hiç sonuna gelmedim. Aslında şöyle söylemeliyim, sonuna geldiğimde, başta olduğum insan değildim artık.  

Benim yüreğime dokunan aynı ışık, sizinkine de dokunsun!   

İncil’in ilk üç kısmını- Matta, Markos ve Luka- okumuştum. Yuhanna İncili denen dördüncü kısma geldiğimde birinci bölümün ötesine geçemedim. En azından o gece. Sizin gözleriniz de benim gözlerimin şölenini görsün diye burada bir alıntı yapacağım. Benim yüreğime dokunan aynı ışık, sizinkine de dokunsun:   

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi. Tanrı'nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi. Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dünyadaydı, dünya O'nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O'nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O'nu kabul etmedi. Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular. Söz, insan olup aramızda yaşadı.”  (Yuhanna 1:1-14, İncil)

İncil’de ilahi Söz’ün beden almasıyla ilgili ayeti okumuştum. Tabii ki dikkatimi çekti. Tanrı’nın bize İsa’yla vermiş olduğuşeyin ne olağanüstü bir tanımı. İsa ilahi Söz’dür. İster inanın, ister inanmayın İsa’nın bu şekilde betimlenmesi, o gece okuduğum bu iki ayet kadar dikkatimi çekmedi:

“Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13, İncil)


 

“Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular.” Şöyle düşündüm: “Eğer İsa söylediği kişiyse ve Tanrı’dan doğarak bana Tanrı’nın çocuğu olma hakkı verdiyse, o zaman olanların farkında olmam gerekir. 15 cross above closet 45Eğer bu Tanrı’nın içimde yaptığı bir mucizeyle gerçekleşiyorsa, kendi gücümle yaptığım bir şey değilse, bu doğaüstü değişimi deneyim etmeliyim.”

Yatağımda yatıyordum ve geceydi. İsa’ya iman ettiğimi ve güvendiğimi ifade eder etmez, birdenbire gardrobumun üzerinde İsa Mesih’in çarmıhta asılı olduğu sahne göründü, tıpkı İncil’de okuduğum gibi. Şoktaydım. Sinemadaki perde gibiydi, ışıklı ve canlı renkli. Gözlerim kapalıydı, bu nedenle resim sağımda giysi odamın üzerinde oynuyor gibi görünmeliydi. İsa’yı çarmıhta görür görmez O’na ‘İsa, beni kurtaramazsın’’ dedim. Çok ilginç bir andı. Hıristiyan olarak yetiştirilmemiştim, gerçek Hıristiyanlık hakkında da pek fazla bilgim yoktu. Sadece İncil’de okuduklarımı biliyordum- bu da sadece son birkaç haftadır okuduklarımdı. Şimdi ise nereden çıktığı belli olmayan bir şekilde çarmıh sahnesi yatak odamda capcanlı bir şekilde ortaya çıktı!

Adımı nasıl bildi?

Neden O’na hemen ‘İsa, beni kurtaramazsın!’ dedim? O’nu gördüğümde birdenbire kendi günahlılığımın farkına vardım. Hemen yaptığım en çirkin, en günahkar şeyi düşündüm ve ağzımdan birden ‘İsa beni kurtaramazsın çünkü ben ______ yaptım!’ çıktı. (Bunun ne olduğunu size söylememe gerek yok.) Birdenbire O’nun sesini duydum. Adımla bana seslendi ve o günah için öldüğünü söyledi. Adımı nasıl bildi?

Yine, hemen düşünmeye başladım, hatalar arasında yaptığım en kötü ikinci şeyin ne olduğunu araştırdım. Yanıtı aynıydı. Adımla seslendi ve bunun için öldüğünü söyledi. Yatak odamda olanlara inanamıyordum. Yaşamımda olanlara inanamıyordum. 16 tears1 long 45Hıristiyan mesajı artık yeni İncilim’in sayfalarında basılı yazılı mesaj değildi. Bunu yaşıyordum. Tekrar tekrar İsa’nın bana sırtını çevirmesine neden olması gereken günahlarımı düşündüm. O’nun nasıl işine yarayabilirdim? Nasıl O’nun dostu olabilirdim? Karanlık ve ışığın nasıl paydaşlığı olabilirdi? Ama her seferinde çarmıhtan gelen yanıt aynıydı!

Bu sahne gerçekleşirken hala yatağımda sırt üstü yatıyordum. Sahne devam ettikçe kulaklarım karıncalanmaya başladı. Gözyaşlarım yüzümün iki yanında kulaklarıma doğru akıyordu. Sevinç gözyaşları... kabul edilmenin getirdiği gözyaşları... bütün günahlarımın bu yaşayan İsa, bu yaşayan Kurtarıcı tarafından alınmasının yarattığı rahatlamanın gözyaşları. Günahlarım için öldü, her biri için (ve sizin bütün günahlarınız için de) ve üçüncü gün ölümden dirildi.   

İşte orada Tanrı’dan yanıtımı alıyordum. İkinci kez doğuyordum. Birinci doğumum üzerinde hiçbir kontrolüm yoktu. Annemle babam o işi halletmişti. İkinci doğumum sırasında da kontrol bende değildi. İkincisinde İsa bunu halletti.

Giysi odamın üzerindeki görüm gözden kayboldu ve orada karanlıkta uzun bir süre boyunca uzanmış bir durumda düşünmeye devam ettim. Tanrı’nın vaat ettiği yeniden doğuş gerçekti. ‘Yeni bir sayfa açmak’ ya da daha iyi bir insan olmaya karar vermek gibi bir şey değildi. Sadece bağışlanmış ve temizlenmiş olmakla kalmadım, aynı zamanda bana yeni bir doğa verildi. Her şey o kadar olağanüstüydü ki bu değişimi biriyle paylaşma isteğiyle doldum. Oturma odamdaki telefona doğru yöneldim ama yolda başıma gelen bu şeyleri anlayabilecek kimseyi tanımadığımı fark ettim. Dindar insanlarla vakit geçiren biri değildim. Sonra bir arkadaşımın arkadaşını hatırladım. Adamı kişisel olarak tanımıyordum ama onun gerçek bir Hıristiyan olduğunu duymuştum. Rehberde adını bulabildim ve aradım. Konuşmaya başladığımızda, yaşamımda o an olanları anlatmak için kullanılması gereken Kutsal Kitap terminolojisini bilmiyordum. Önemli olmadığını söyledi. İyi bir dinleyiciydi ve kısa bir süre içinde çok sevdiğim bir arkadaşım oldu. Haftada bir kez Kutsal Kitap’ı birlikte çalışmaya karar verdik.

Her neyse…

17 image11118 jesus lazarus sharpened 45İsa’nın Lazar’ın gömülü olduğu mezarın önünde durduğunu düşünürken aklıma bu hikaye geldi. “Taşı çekin! Lazar çık dışarı!”

Çalıştığımız ayetlerde Marta’nın bir itirazı oldu, değil mi? “İsa, "Taşı çekin!" dedi. Ölenin kızkardeşi Marta, "Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu" dedi.” İncil’den bir ayeti sizin için farklı sözcüklerle ifade etmek istiyorum, “Tanrı’ya karşı yaptığımız şeyler nedeniyle ruhsal olarak ölü olduğumuz halde bize İsa’yla yeni bir yaşam verdi.” (Efesliler 2:5, İncil). Fikrini paylaştığın için teşekkürler Marta ama bu, Lazar için en iyisi değil. İsa’nın yapmak istediklerini de yansıtmıyor. Tanrı’nın çözümü taşı yerinde bırakmak ve Lazar’ın çürümesine izin vermek değil. Tanrı’nın görevi günahkar insanlara yeni yaşam vermektir. Ölüleri yeni yaşam için diriltiyor.

Hepimiz!

İsa Lazar için yaptığını bizim için de yapmak istiyor. Bunu bilmek iyi, çünkü Marta’nın Lazar için söyledikleri, ruhsal açıdan bizim için söylenebilir, “O artık kokmuştur, öleli dört gün oldu.” Gerçeği söylemek gerekirse, uzun bir süredir ruhsal olarak ölüyüz. Hepimiz. Marta, sizden benden ve bizim sokakta yaşayan herkesten söz ediyordu. İnsan ırkı ruhsal olarak ölüdür ve havada kötü bir koku bırakır. Uzun bir süre önce öldük ve gömüldük. Birilerinin bizi düzeltmesine ihtiyacımız yok. Birilerinin bizi diriltmesine ihtiyacımız var. Adına yaşam dediğimiz pislik içinde, ölüm var ve o kadar uzun zamandır içindeyiz ki, kötü kokuya alıştık. Ne var ki, Tanrı alışmadı. Sırtımıza, düşündüğümüz anda düşüncelerimizi gösteren bir alet takılsaydı bu kokunun daha fazla farkında olabilirdik. O zaman gerçekte nasıl olduğumuzu anlardık. Toplum içine çıkamaya cesaret edemezdik, değil mi? Kim, düşüncelerini, düşündüğü anda başkalarına gösteren dijital bir göstergeyle dolaşmak ister? Bir anda yeni bir yaşama sahip olmak için her şeyimizi verirdik! Tanrı, bu ihtiyacımızı siz ve ben farkına varmadan çok öncesinden gördü.  


Taş kaldırıldı! 

18 image11123 tomb lazarus come out 45“Lazar!” diye seslendi, “Haberiniz olsun!” “Ali! Cengiz!  Ebru! Yasemin! Çıkın dışarı!” diye çağırıyor. Şöyle mi diyor, “Şu anki dininizden, sırtınızdaki dijital göstergeleri değiştirmeyecek başka bir dini gerekler listesi olan bir dine geçin’? Hayır, böyle bir şey anlamsız olurdu. Tanrı şöyle diyor, ‘Yepyeni bir yaşama ve Yaratıcınız’la kişisel bir ilişkiye geçin. Benimle asla son bulmayacak bir ilişkiye başlayın. Ölüm bile bunu koparamaz!”

“Bir kimse Mesih'teyse, yeni yaratıktır. Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil) 

İsa ilk karşılaşmaları sırasında Marta’ya kızmamıştı. Bunu bu yazının birinci kısmında okuyoruz. Marta neden daha önce gelmediğini merak etti. İsa, Marta’nın kendisiyle ilgili şu an anladığından çok daha fazlasını öğrenmesi gerektiğini biliyordu. İsa’nın kendisinden daha çabuk bir yardım beklemesine nasıl cevap verdi? İsa öyle bir iddiada bulundu ki, bu iddia karşısında ya cennette tahtı ya da akıl hastanesinde bir odayı hak ettiğini düşünebiliriz. Ya ilahi, ya da deli olmalı. Ne dedi? “Kardeşin tekrar yaşayacak.” Sonra da, “Diriliş ve yaşam benim” dedi.

Bu ayetleri okuduğunuz için Marta’nın İsa’yı yanlış anladığını biliyorsunuz. Bunu kim yanlış anlamaz ki? Şöyle dedi, “Son diriliş gününde yeniden dirileceğini biliyorum.” Ama İsa bunu demek istememişti, değil mi? Ölüm Fatihi olduğunu bilmesini istiyordu. 19 image11019 jesus resurrection yellow green 45Lazar…ve Marta…ve siz…ve benim için Ölüm Fatihi olacak, fakat buna izin vermemiz gerek. Sonra söylediklerini kaçırmayın. İsa’nın Marta’yla işi bitmemişti. Gözlerini ona dikmiş olarak Kutsal Kitap’ta bulunan en önemli soruyu sordu. Bu soru, Marta için olduğu kadar sizin ve benim için de geçerlidir:

“Buna inanıyor musun?”

Bu soru İsa’yı yaşamış ve ölmüş olan binlerce guru ve peygamberden ayırmaktadır. Bu soru her sorumlu dinleyiciyi Hıristiyan inancına ya tam bir itaate ya da tam bir reddetmeye yöneltiyor. Okuduklarınıza inanıyor musunuz? Bu İsa’nın, ölümünüzden daha büyük olduğuna inanıyor musunuz? İsa sayesinde, ölümün, sizi cennete götüren yolda sadece bir giriş kapısı olduğuna inanıyor musunuz? Ben inanıyorum. Tanıklığımı okudunuz. İnanma sırası sizde ve yüz ya da daha fazla insan size inandığınız takdirde aptallık etmiş olmayacağınızı söyleyecektir. Hangi yüz kadar kişi? Dinleyin…

“Lazar, ne oldu?”
“Tıpkı İncil’de yazıldığı gibi oldu. Ölmüştüm.”
“Ne kadar ölü kaldın?”
“Ölü insan için söylemek zor fakat bana dört gün olduğunu söylediler.”
“Sonra ne oldu?”
“O’nun sesini duydum.”
“Kimin sesini?”
“İsa’nın sesini.”
“Ama ben ölü olduğunu sanıyordum.”
“Ölüydüm.”
“Mezarda gömülü olduğunu sanıyordum!”
“Öyleydim.”
“Mezarda ölü biri nasıl insan sesini işitebilir?”
“İşitmez. Ölüler sadece Tanrı’nın sesini işitir. Ben Tanrı’nın sesini işittim.
“Ne dedi?”
“’Demek’ doğru sözcük olmaz. Söylemedi; bağırdı.”
“Ne diye bağırdı?”
“‘Lazar, çık dışarı!’”
“Sen de O’nu duydun mu?”
“Sanki benimle birlikte mezardaymış kadar net bir şekilde hem de. Gözlerim açıldı; parmaklarım hareket etti. Başımı kaldırdım. Yaşıyordum. Taşın kenara çekildiğini duydum. Sonra içerisi ışıkla doldu ve gözlerimin alışması zaman aldı.”
“Ne gördün?”
“Bana bakan yüzler.”
“Sonra ne yaptın?”
“Titreyen bacaklarımın üzerinde ayağa kalktım ve mezardan çıktım. İsa bana uzun uzun sarıldıktan sonra, çevredekilerden bana gerçek giysi vermelerini istedi. Onlar da verdiler.”
“Yani, öldüğünü, dört gün mezarda kaldığını sonra da İsa’nın seni geri yaşama çağırdığını mı söylüyorsun? Buna tanık olan kimse var mı?”
Lazar kıkırdar. “Sadece yüz kadar kişi.”
“Bu deneyim iman etmeni sağladı mı?”
“Evet sağladı ve İsa benim için yaptığını sizin için de yapacak. Size sevinç, güç, şifa, görüş, güvenlik, yeterince yemek ve önce günahlarınızı bağışladıktan sonra yeni bir yaşam verecek.”
“Sadece Tanrı’nın günahları bağışlayabileceğini düşünüyordum.”
“Ben de öyle söyledim! Sizi bağışlayacak. ‘Bağışlamayı’ tanımlamanın yollarından biri ‘size zarar veren kişiyi cezalandırma hakkında vazgeçmektir.’ İsa’nın çarmıhta yaptığı budur.”


 

20 image11125 jesus silhouette 45Yaşayan tanıklığın bize cesaret veren, özel bir yanı vardır. Başka birinin yaşamın karanlık tünelinden çıktığını gördüğümüzde bizim de üstesinden gelebileceğimizi düşünürüz. İsa’nın ölümün dehşet verici odalarına girmeyi kabul etme nedenlerinden biri bu mu? Evet, görevi ve tutkusu günahlarımızın bedelini ödemekti çünkü Tanrı günahın bedelini ölüm olarak belirledi. Bizim yerimize öldü. Peki İsa’nın aklında başka bir şey daha var mıydı? Ben olduğuna inanıyorum. Düşünceleri ve tasarıları bizimkinden boyutlar ötededir.  

O halde şunu düşünün.

İsa’nın sözleri ikna edici olsa da yeterli değildi. Vaatleri gerçek olsa da, tam olarak insanların korkularını yatıştırmadı. Yaptıkları, Lazar’ı mezardan çağırması bile kalabalıkları ölümün korkulacak bir şey olmadığı konusunda ikna edemedi.

Hayır. İnsanlığın gözünde, ölüm hala, onları sevinçten ayıran kara peçeydi. Bu korkunç düşman karşısında zafer yok gibiydi. İğrenç kokusu her insanın burnuna ulaşmış ve yaşamın aniden ve anlamsız bir şekilde sona ereceğine dair onları ikna etmişti.

Bu karanlık gücün gerçek doğasını ortaya çıkarmak ve sonra silahlarından arındırmak İsa’ya kalmıştı. Bu gösteri çarmıhta gerçekleşti. İsa, ölüm tüneline girdi, diğer uçta kendisini cennete kadar izleyenleri geçiren bir çıkış kapısını güvence altına aldı. Eğer günahlarımızın bedelini öderse, geriye ne kalır? Ölüm değil, yaşam. Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalmak değil, cennette sonsuz yaşam! “…günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)

Yaratılış, İsa’nın çarmıhında nefesini tuttu, tıpkı kalabalığın Lazar’ın mezarı önünde nefesini tuttuğu gibi. Her iki durumda da sonuç ayını oldu. Cehennemin karanlığı İsa’yla başa çıkamazdı. Çığlık çığlığa kaçışan cin birlikleri Yaşam Önderi karşısında duramaz. İsa, Ölüm Tepesine giderken birkaç kez ne dedi?

“İnsanoğlu'nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.”  (Luka 9:22, İncil)

21 chasm3 we cannot leap over by anything we do our natures offend god light green cross 45“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim'e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 16:21, İncil)

“Celile'de bir araya geldiklerinde İsa onlara, "İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek" dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.” (Matta 17:22-23, İncil)

“İsa, İnsanoğlu'nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.” (Markos 8:31, İncil)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)  

Eskimo Evi Yapmak  

Jimmy ve Terry, tünelde kaybolduğumda nefeslerini tuttular. Üç kişiydik, kıştı ve hayal güzeldi. Okullar yılın en uzun tatili için kapanmıştı ve evimin yanındaki boş arsadaki yumuşak kar idealdi. Eskimo evi yapacaktık ve kutup ayıları veya ne olduğunu bilmediğimiz canavarların evimize ön taraftan saldırması ihtimaline karşı arkasına da bir çıkış açacaktık.

22 snow fort5 sharpened temp5 45Günlerce süren sıkı çalışma ve annemden yine kakaolu süt almak için eve yapılan sık ziyaretlerden sonra, artık zaman gelmişti. Bugün yapımızı deneyecektik, özellikle en zayıf görünen kısmını: Çıkış tüneli. Yeterince sağlam mıydı? Yeterince geniş miydi? Yıkılacak mıydı? Bunu anlamanın tek yolu tünelin içine bir gönüllü göndermekti.

Deneme anı gelmişti. Üçümüz ciddi bir şekilde kar giysilerimiz içinde durduk ve birinin gönüllü olmasını bekledik. Jimmy’den bir ve Terry’den iki yıl büyük olduğum için gönüllü olmaya karar verdim. Arkadaşlarım beni cesaretlendirecek son sözlerini söylediler. Sırtımı sıvazladılar ve deliğe doğru girdim. Kimse konuşmuyordu. Eskimo evinin dışındaki tek hareket genç kalplerinin atışıydı. Gözleri tünelin çıkışına dikilmişti.

Nihayet, iki arkadaşımın çektiği onca sıkıntıdan sonra, gülümseyen yüzüm tünelin diğer ucunda göründü. Çıkıştan çıktığımda, yumruğumu havada salladım ve şöyle bağırdım, “Korkacak bir şey yok! Merak etmeyin!” Sağ salim olduğum, tünelin sonunda havalara zıpladığımla ilgili tanıklığa kim karşı çıkabilirdi? Jimmy ve Terry içeri girmeye karar verdiler.